PAE- İlham veren adamlar serisinde bu kez İtalyan bilim insanı, yazar, edebiyatçı, eleştirmen ve düşünür, pek değerli Umberto Eco’nun doğum haritasındayız.

Yapısalcılık sonrası göstergebilim alanındaki katkıları ile bilinen Eco, aynı zamanda ‘ayrıntıların sosyolojisi’ anlayışının gelişmesinde önemli köşe taşlarından biri olarak anılıyor. Hemen bu cümlede en önemli anahtar kelimesi “yapılandırmak” olan Güneş Oğlak vurgusunu yakalıyoruz. Eco’nun 6. Eve yerleşmiş oğlak güneşi, Başak burcunun evindeyken elbette ayrıntılara dikkat veren, yapı kurucu bir birey olarak varlık gösterecekti. 6.ev bir toplumdaki birbirine bağlı tüm organların ve bir mekanizmadaki tüm çarkların işlevlerini yerine getirmesine dikkat eder. Ne kadar da sosyolojik!

PAE’de Güneş benliği “yaşam yönümüzü nasıl buluyoruz” sorusu ile bağlantılıdır. Eco’nun oğlaklığı ona; bıkıp usanmadan çalışan bir kişi özelliği vermekte. Yaptığı her şeyi, özünde insan olmanın getirdiği hazlara, yaşamın keyfini çıkarmaya, gevşemeye ve rahatlama arzusuna rağmen yapan bir kişilik. Fakat biliyoruz ki Eco aynı zamanda yaşamdan keyif almasını bilen biri idi. Burada 5.evindeki Ay Yay iyimserliği, coşkusu ve oyunculuğu devreye girmiş olacak. Öğrenmeye yönelik içsel bir merak taşıyan Ay yay, kendine özgü ördüğü yollarla ahlaki bir çerçeve belirler ve coşkun duygularını dogmatik olmayan bir bakış açısına evriltmekle uğraşır. Eco’nun kendi dogmatik fikirlerini aşmasında Güneş Oğlak’tan gelen büyük bir anahtarı cümlesi var:

“Her şeyin bir zamanı olduğunu, gerçekçi, pratik ve yapılabilir kararlar almayı, kim olduğunu, nereden geldiğini ve nereye gideceğini çok iyi bilmesi”

Bakınız “Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın” isimli söyleşi kitabında ne diyor:

“Dünyanın aslında bir metin olduğunu ve bize, alçakgönüllülükle ve sevinçle, kendi yokluğundan fakat aynı zamanda başka birinin, yani yaratıcısının sonsuz mevcudiyetinden bahsettiğini biliriz. ”

Ay yay’dan gelen inancını, toprak özelliği taşıyan güneşi ile birleştirerek, bu dünyaya dair dengeli bir bakış açısı geliştirebilmiş. Katolik kilisesinden ayrıldıktan sonra kendini ateist olarak tanımlayan Eco’nun Orta Çağ merakının ardında yatan bir yaratıcı algısı olduğu gerçeğini de görmeden geçemeyiz. Arayışında Güzelliğin Tarihçesi/Çirkinliğin Tarihçesi gibi çok değerli kaynakları bize bırakmasında, dogmatikliğini aşmış ve Oğlak’tan gelen öncü vizyonunu yitirmemiş bir düşünürle karşılaşıyoruz. Öyle ki Eco, nereden geldiğini nereye gideceğini bilen biri olarak, vasiyetine “on yıl sonraya kadar benim için hiçbir etkinlik düzenlemeyin” ekletecek kadar yapılandırıcı biri.

Şimdi gelelim Eco’nun benim için en ilham taşıyan özelliğine. Yine aynı kitaptan bir alıntıyla devam edelim:

“güzel bir kitabevinin “ölçülü”baş döndürücülüğüyle internetin sonsuz baş döndürücülüğü arasında fark var.”

Bu ölçülü sanat, sevgi, yaratıcılık algısı Eco’nun 7.evdeki Venüs Kova’sından geliyor. Özgür, orijinal, adil ve eşit haklara sahip olan bir değer algısı. 7.evle birlikte sevgi getirecek bir karşılaşmaya her zaman açık. Modern ve soyut olana karşı özel bir çekim duyuyor. Özgür iradesi ile sadık kalıyor fakat hiçbir şeye zorlamıyor. Ölçüsünü kendiliğinden doğuran bir bakış açısı. Düşünün ki yaşadığımız çağda hakikaten baş döndürücü bir bilgi yığını ile karşı karşıyayız. Bu bilgi akışı ilişkilerimize kadar yansıyorken ölçülü bir güzelliği, insanı tıpkı bir kitabı okur gibi okuyabilmenin eleğinden geçmekte zorlanıyoruz. Güzelin ne olduğuna dair algımız maruz kaldığımız reklamlardan, türetilmiş arzulardan ötürü karmakarışık.

Eco’nun zamanında bu derece olmasa da belki ileri görüşlü derin bir düşünür olarak bizler için yapılandırdığı kavramlara göz gezdirmekte fayda var. Hoş kendisi bir Yükselen Aslan olarak her zaman yalan değerlerden sıyrılmasını bilecekti. Yükselen Aslan olarak imajı: Ben Harikayım / Hayata yaklaşımı: Hayat yaşamaya değer / Özdeyişi: Neden daha azıyla yetineyim ve Ortaklık algısı: Özgürlük ve bağımsızlık.

Bende her dönemin adamı olan insanlardan birisinin haritasına bakmaktan dolayı gururluyum şu an. Eco’ya saygıyla, ölçülü bir yerde, haritasının gizemlerini koruyarak yazımı burada bitiriyorum. Eserleri her şeyi anlatıyor zaten. Bu dünyadan geçtiği için teşekkürlerimle.

Yorum bırakın